Pazar, Nisan 10, 2016

Bir Varoş Mahalle: İstanbul

İstanbul'da en son ne zaman bulunduğumu da hatırlamıyordum bir çok şey gibi. (Gerçi şu an itibariyle bir kaç saat evvel diyebiliriz.) Biraz kurcalarsam 2007 olduğunu iddia edebilirdim. Hayatımın en karanlık, hareketli ve eğlenceli 5 yılına ev sahipliği yapmıştı o tuhaf şehir. (Karanlığı, gündüzleri uyuyarak geçirmemden ileri geliyordu.) Dolayısıyla kısa süreliğine de olsa yeniden orada nefes alıp vermemi sağlayacak bu yolculuk beni bir iki yönden heyecanlandırıyordu. Mesela yola ev arkadaşım D'nin arabasıyla çıkacaktık ve D araba kullanmayı bilmiyordu. Sonra, çok çok uzun süredir görmediğim ve "ulan varlığını ben uydurmuş olabilir miyim acaba?" diye şüpheye düşmeye başladığım arkadaşım K'yi görecektim. Yeni insanlar tanıyacaktım. (Bu konu heyecandan ziyade sinir yapıyordu asosyal bünyemde.) Hayat'ı anneannesinde bırakacaktık.

Elbette işler planladığım gibi gitmemişti. Arabayı D'nin sevgilisi S kullanmıştı. K'nin gerçekliğini teyit etmeyi başka bir haftasonuna bırakmıştım. Buna çok kızmıştı fakat pek aldırmamıştım çünkü malum kızgınlığı da hayal ürünüm olabilirdi. Yeni insanlar tanımaktan kaçamamıştım. Bu noktada olacaklardan uzaklaşmak gibi bir umudum da yoktu. Hayat bizimle dönmemişti. Bu mutluluk vericiydi zira şımarıklığından usanmıştım ve yeterince hayvan sever olmadığım çok açıktı. Cennet'te D'nin öve öve bitiremediği ve sahiden de lezzetli bulduğum Orkide Dürüm'ün adanalarını, tombik biber turşularını götürürken; gözlerim dünyanın en güzel dövmesini ararken; gece Florya sahilde titreyerek uçakların inişini izlerken, Bakırköy'de dondurma yalayıp kıkırdarken, F teyzenin sarmalarını mideye indirirken de hissettiğim mutluluktu.

İstanbul tüm gelişimine rağmen, kıroluğundan, varoşluğundan, rüküşlüğünden taviz vermemişti ve bu beni Kütahya'nın içine kapanık, bakımsız, orijinal varoşluğuna daha da gönülden bağlamıştı. Yine de "haftaya da gelsek mi lan" demekten alamamıştık kendimizi. (Gerçi S bu konuda biraz sessizdi.)

Sonuç olarak yorgunduk, benim adıma şaşırtıcı bir seviyede memnunduk ve yarın şantiyeyi açmamaya karar vermek gibi bir lüksümüz vardı. Nitekim öyle de yapmıştık.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.