Pazartesi, Ocak 18, 2016

Delirmekten mi bahsediyorsunuz siz şimdi? Her şeyin bahsini ettiğiniz gibi.



ben otururken işler kendi kendine bir raydan çıkıyor, bir yoluna giriyor. raydan çıkınca doğrulup parmaklarımı kemirerek "napıcam lan şimdi" diyorum, yoluna girince de "ha iyi" deyip yayılarak kitap okumaya devam ediyorum.

o aptal kadınların neredeyse tamamı, kitapların ilerleyen bölümlerinde bir şekilde bilgeye dönüşüyordu ve bu, hala şansım olduğuna işaretti.

şafak söküyor
yarasa ise -benim kader dostum-
kırık kanatla yatıyor
ve aydınlıktan nasıl kurtulacak?
fedya filkova

Yine aynı şey oluyordu işte. Varlığımdan şüphe duyuyordum. Evin içinde hızlı adımlarla dolanıp odalarda kendime dair izler arıyor, camlara hoh yapıp nefesimi kontrol ediyordum. Neyse ki yatağın üzerindeki bluzda parfümümün kokusunu almıştım ve camda buğuyu görmüştüm. Bunlar beni bir nebze somut kılıyordu fakat bütünüyle emin olmamı sağlamıyordu. Aynadaki ebleh surat bile ki
benden başkasına ait olamazdı. Daha sağlam kanıtlara ihtiyacım vardı. Çünkü tüm bunların yanında; dokunduğum eşyalar, duyduğum sesler, ağzımdan çıkan sigara dumanı ve hatta klozete bıraktığım bok parçası bile bir düşünceden ibaret olabilirdi. Tabi ya, ben, hayal gücü pek de parlak olmayan bir şizofrenin sanrısıydım. Evet bu çok makul fakat aslında var olmayan tüylerimi bile diken diken edecek kadar korkutucu.

hatıra defterinde de bahsettiği gibi; ilgilenmesi gereken koca bir evren vardı ve bazen her yere yetişemiyordu işte. örneğin: vzrylmzs şansölyesi'nde çıkan bir savaşla ilgilenirken; anthelme'in ölümüne engel olamamış ve sonucunu merakla beklediği limonaire deneyinden olmuştu. ihmalkarlığından, o zavallı adam ve diğer yüzlercesi gibi, ben de payımı almıştım. söz verdiği kolaylıkların hiç birini sağlamamış ve sinir harbiyle gözlerimi gökyüzüne diktiğimde saçlarımı savurmakla yetinmişti. hah. şakacı. şimdi ise; başımdan geçenlerden, edindiğim tecrübelerden, geldiğim noktadan bihaber karşımda dikilmiş, beni yeniden kandırabileceğinden emin, en sevimli haliyle gönlümü almaya çalışıyor, cazip vaatlerde bulunuyordu. sonra aniden ciddiyetini takınıyor ve buyruklar savuruyor, bolca da ahkam kesiyordu. bunak ihtiyar. bahşettiği küçük ayrıcalığı unutmuş olmalı. bu defa işi zor.

öyle bir maske taktım ki nebahat teyze, tanıyamazsın.
nebahat teyze.. ses ver eey! ayça ben yahu.
ayna mı lan o!

3-4 yaşlarında bacak kadar bir çocuğun "naptın le bekir" diye bağırması oldukça komik; bir sürü kadının aynı saatlerde çıngınlar gibi yürüyüş yapmasıysa ilk bakışta komik, ilerleyen günlerde sadece sıkıcı.

ellerimiz ve ayaklarımız mesela, böyle bütün geliyorlar, 5'e ayrılıyorlar sonra. çok tuhaf. hiç alışamadım.

bu sabah çok korkunç bir şey oldu: kedi gözü taşı bir kedi tarafından çalındı! ev hayvanlarımız tüm kontrolü ele geçirebilir, çok dikkatli olmalıyız.

gülmek tuhaf. ağzımızı açıp saçma sesler çıkarıyoruz.