Cumartesi, Eylül 20, 2014

G. İle Nasıl Tanıştım

Şehirde yeniydim. Kimseyi tanımıyordum. İş yerim bir sürü andavalla doluydu. Ve ben ilk haftamı bitirdiğim o Cuma akşamı iş çıkışı şehir turu yapmaya karar verdim. Eve döndüğümde saat onbirdi ve anahtarımın çantamda olmadığını ancak fark edebilmiş, çaresizlik içinde merdivenlere oturmuştum. Sarhoş değildim fakat alkol kokuyordum. Komşularımdan birinin kapısını çalmadan önce gidip naneli şeker almakta fayda vardı. O sırada karşı daireden biri çıktı. Oturmakla kalkmak arası, dışarıdan oldukça anlamsız görünen bir pozisyondaydım tam olarak. İri yeşil gözleriyle şüphe içinde beni süzdükten sonra “iyi misiniz?” diye sordu. Sanırım alkolün etkisiyle yine ağlamış gibi görünüyordum. Alkol ve naneli şeker gibi ayrıntıları atlayarak durumu izah ettim. “7/24 hizmet veren çilingirler var. Bekleyin internetten numara bulayım.” dedi. Bunu düşünemediğim için kendimden utandım. İçerden bir kadın kahkahası yankılandı. Yer yarılmış, muhtemelen gecekonduları yuta yuta bana doğru geliyordu. “Birazdan burada olurlar, benim çıkmam gerek.” dedi ve gitti. Ağzımın içinden teşekkür ederim gibi bir şeyler söyledim. Duyduğundan emin değilim. İşte G. ile böyle tanıştım.

Müşteriyi karşılama görevini bana vermişlerdi. Çok sinirlenmiştim fakat elim mahkumdu. Sigara üstüne sigara yakarak beklemeye koyuldum. Sonunda otobüs yanaşmıştı. Birkaç kadın ve bir çocuktan sonra kapıda bir çift iri yeşil göz belirdi. İner inmez sigarasını yakıp etrafa bakınmaya başladı. Tamam, dedim, adamımız bu. Hemen yanına koştum, elimi uzatıp “Hoş geldiniz. Yolculuk iyi geçmiştir umarım. Bagajınız var mı?” gibi cümleler sıraladım. İri yeşil gözler hiçbir şey söylemiyor, sadece sırıtıyordu. Elim havada kalmıştı. Anlamaya çalışırken telefonum çaldı. Arayan müşteriydi. Ardından bodur bir adamın elini kolunu havada sallayıp “Ayça hanım buradayım” diye bağırarak bana doğru koştuğunu fark ettim. Yeşil göz artık sırıtmıyor, aleni gülüyordu. Yerin dibine geçmiştim. Asıl müşteriyi kaptığım gibi arkama bile bakmadan oradan uzaklaştım. Taksiden diğerinin; kısa boylu, piercingli, çirkin bir kızla sarmaş dolaş olduğunu gördüm. İşte G. ile böyle tanıştım.

Derslere girmeye karar vermiştim. Kocaman yeşil gözlü, daha önce hiç görmediğim bir hocanın sınıfa girmesiyle curcuna kesildi. Listenin en başında ben vardım. Adımı okudu. Buradayım, dedim. “Oo Ayça hanım, biz sizin bir mit olduğunuzu düşünmeye başlamıştık.” dedi. Bütün sınıf hep bir ağızdan kahkahayı patlattı. O an derslere girmenin hiç de iyi bir fikir olmadığını anladım. Sanırım bu sene de okulu bitiremeyecektim. Yanıma birkaç kitap aldım ve en yakın yarığın içine atladım. İşte G. ile böyle tanıştım.

Şehirler arası uzun bir yolculuktaydım. Otobüs sürekli arızalanıyordu ve yolcular haklı olarak homurdanmaya başlamıştı. Kimileri telefona sarılmış, yetkili birilerine şikayette bulunmaya çalışıyordu ve muavin ortalığı yumuşatmak için durmadan çay kahve servisi yapıyordu. Gerginlik, aynı dertten muzdarip insanların kaynaşmasına sebep olmuş, otobüs korkunç bir uğultuyla dolmuştu. Ben de annemi arayıp, bu lüzumsuz kaynaşmadan ne kadar rahatsız olduğumu anlattım. Bir ara, bir çift iri yeşil gözün beni onaylayarak gülümsediğini fark ettim. Bu fikir birliğini kutlamak için ona naneli şeker ikram ettim. Kabul etti. Sonunda yolculuğu bitirmiştik. Bagajın açılmasını beklerken yanında dikilip ne diyeceğimi düşünmeye başladım. Tam “sonunda..” diye lafa girecekken bavulunu alıp suratıma bile bakmadan yürüdü gitti. Yer sarsılıyordu. Derin bir nefes alıp iniş için hazırlandım. İşte G. ile böyle tanıştım.

Uzun zaman sonra nihayet Münir yurda dönmüştü. Yıllardır görüşmüyorduk. Özleyip özlemediğimden bile emin değildim. Yine de davetini kabul edip Ankara’ya gittim. Bir barda oturup, sen ne yaptın ben ne yaptım gibi sıkıcı konuşmalarla biralarımızı yudumladık. Derken iri bir adam tepemizde belirdi. “Vay moruk döndün ha!” diye gürledikten sonra kucaklaştılar. Masamıza oturdu. Uzun zamandır böyle yakışıklı bir tiple karşılaşmamıştım. Bu büyülü durumun, az sonra gerizekalı gibi davranmama sebep olacağını hissetmiştim. Sürekli telefonu ötüyor, iri yeşil gözleri ekrana bakıyordu. Gevrek bir şekilde gülümseyerek “bu kadar sık çaldığına göre sevgilin olmalı” dedim. Bir süre suratıma bakıp, gevrek gülümsememi ağzıma tıktıktan sonra “Ben kalkıyorum moruk. Daha uygun bir vakit uzun uzun otururuz. Nasılsa artık buralardasın.” dedi ve gitti. Yerin dibinde kendime küçük sevimli bir oda hazırlamıştım. Derhal oraya indim. İşte G. ile böyle tanıştım.

Ayladır evden dışarı çıkmıyordum ve G. ile tanışma fırsatım olmuyordu. Zaten bir yenisini kaldırabileceğimden emin değildim.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.