Çarşamba, Temmuz 09, 2014

Ramazan ve Televizyon İki

Yıllar evvel, dini bir vecibeyi yerine getirmek amacıyla oruç tutarken, açlıktan nasıl örselendiğimi hatırlıyorum. Üstelik günlerin kısa olduğu aylara denk geliyordu Ramazan The Mobarek. Oysa şimdi, bir haftayı aşkındır, her gece uyumaksızın sahuru bekliyor, miskinliğimi ağzı bir karış açık şekilde yatakta bırakıp sofra hazırlıyor, yeyip içtikten sonra uyumak yerine okumaya devam ediyor ve bütün günü sanki az evvel masadan kalkmışım gibi rahat geçiriyorum. Bu arada neden oruç tuttuğumu kendime sık sık hatırlatarak; konuşmalarıma, düşüncelerime, sorgu ve yargılarıma özen göstermeye çalışıyorum. Sabır, diyorum Ayça'cım, diş sıkmak, derin nefesler alıp sakinleşmek gibi davranışların sonucu değildir. Sabır sahibi insan, böylesi eylemlerle kendini dizginlemek durumunda kalmaz. Sabır, çabalayarak ulaştığın bir mevki değildir. Kendiliğinden vuku bulur, sakince, sızlanmadan. Harlanmana fırsat tanımaz. Olacak olacak, indirme suratını diye de yüreklendiriyorum kendimi. Birinin bunu yapması gerek, zira içimdeki savaşa kendimden başkası ne şahit ne dahil. Düşman da benim, komutan da. Cahil de benim, hoca da.

İçimdeki savaş demişken, bazı hastalıklara kalmışım yıllardır ettiklerimin bir neticesi olarak. Onca içki, sigara, tedavi amacı gütmeyen ilaçlar, vs. b12 eksikliği, gastrit, idrar yolu problemleri olarak geri dönmüş. Keyif vermeyecekse ilaç kullanmayı reddeden, ancak dayanılmaz durumlarda ağrı kesiciye sıcak bakan birine, 2 ayrı iltihabik hastalığın tedavisi yüklenince, yan etkilerin eline düşmek kaçınılmaz oluyor. Vücut alışkın değil çünkü problemleriyle bu şekilde masaya oturmaya. Tedaviye nasıl cevap vereceğini bilemiyor. Alevler basıyor, mideler bulanıyor, başlar dönüyor, kaslar kasılıyor. Zamanında bir takım yan etkiler için canımı verirdim, boğazımın kurumasını sabırsızlıkla beklerdim çay sigara eşliğinde. Şimdi sürüne sürüne salona gidip "anne bana bir haller oluyor" diye nazlanıyorum. Hayret doğrusu.

Televizyon hala sıkıntılı bir konu. Jack London, ulaşılması bu kadar kolay olduğu sürece ağına takılmamak ne mümkün diye eleştiriyor alkol satışını. Televizyon da öyle bence. Evlerimizin baş köşesinde olmayı hak etmiyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.