Cuma, Mayıs 30, 2014

Delisiniz Herhalde



iletişim
1. isim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon


TDK böyle diyor: “akla gelebilecek her türlü yolla.”

İfade beni sarstı doğrusu. Bu hastalık ucundan köşesinden hepimize bulaştı. Örneklemeye gerek duymuyorum zira herkes içinde bulunduğu manyaklığın az çok farkında. Lakin bu farkında olma hali bile hastalıklı. Mesela dün bir video gösterdi annem,“sanal iletişim bağımlılığı hayatınızdan neler çalıyor bir bilseniz” falanı anlatıyor. Nasıl bir tutsaklık, nasıl bir çaresizlik durumuysa artık “:(((( - çok doğru! – keşke yapabilsek..” gibi yorumlar gelmiş. Zannedersin ki geçimlerini bu yolla sağlıyorlar, bıraksalar çolukları çocukları sefil olacak. Tabi varoluşumun en küçük yapı taşına kadar asosyal olduğumdan kelli bu konuyla ilgili empati kurmakta zorlanıyorum. Zira iletişimin akla gelebilecek her türlü yolunu ancak icap ettiği taktirde sevgilim için sömüren bir zat-ı aşığım.

Kendimi bildim bileli; okul, yurt, apart, iş yeri gibi ortamlarda birlikte bulunduğum insanlarla, daimi bir ilişki kurma gerekliliği hissetmedim. Her gün dersten sonra, ikinci ev bellenen bir mekanda, neredeyse aynı şeyleri konuşup aynı şeylere aynı tepkileri vermenin nesi cazip anlamıyorum. Apart veya yurtta sırf aynı mutfağı ve banyoyu kullanıyorum diye kızlarla neden samimiyet kurmalıyım? Keza ev arkadaşlığının bir süre sonra aile modeline dönüşmesi de akıl alır şey değil. İş paylaşımı, beraber pazara gitmeler,akşam vakit geçirmeler, yemek saatleri derken hoop hesap sormalar, müdahaleler falan. İş arkadaşlıkları da başka bir kaçıklık. Haftanın en az beş günü sabahtan akşama kadar gördüğüm kadarıyla belli bir profil çiziyorsun zaten. Hafta sonu nasıl bir mucize sergileyeceksin? "Aslında buradaki gibi değilim." Ol. Oradaki gibi ol. Evdeki gibi ol. Yapman gereken yerine göre davranmak, bambaşka bir şeye dönüşmek değil. Seni dışarıda farklı görmek beni dehşete düşürüyor. Ofisteki başarılı kamuflajını tehdit olarak algılıyorum.

Hem zaten bir evine git. Al kahveni bir yayıl koltuğa. Şöyle bir boşluğu seyret. Yanındakini bir rahat bırak. Yok. Ölene kadar iletişecek!

Anlatalım, konuşalım elbet konu bitmez de. Her gün değil ya. Susalım arada bir içimize dönelim. Zaten 3-5 tür insan var, kim hangi konuya nasıl yaklaşır, mimikler, cümleler, ses tonları falan belirli hep bunlar. Usanın az yahu. Özleyin. İhtiyaç duyun. Birikin. İçiniz boşaltılmış, tekilliğiniz unutturulmuş, kalabalığın sanalına gerçeğine tapar hale gelmişsiniz de, havanız da hep yerinde; benim soyutlanma çabamı sağlıksız buluyor, endişeli gözlerle bakıyorsunuz. Delisiniz herhalde.

Gerçi ben de hayatım boyunca nasıl sığ ortamlarda bulunduysam artık, İSYANIM BİTMİYOR!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.