Salı, Nisan 22, 2014

Soldan Kalkmak

Bazı sabahlar erkenden, güçlü bir bıkkınlık hissiyle uyanıyorum. Şimdi yazarken içim cız ediyorsa da inkar edemem ya; anneme ve babama dahi tahammül edemiyor, tüm mahlukata öfke duyuyorum.  Yorganı kafama çekeyim, bu lanet geçene kadar yatayım istiyorum. Ses çıkaran her şey sussun, hareket eden her şey dursun.
Karıncalar yürümesin. Yaprak düşmesin.

Fakat ne mümkün. Şımarık veledin tekine oyuncak olmuş koca bir el feneri adeta, gözümün içine tutulmuş gün; doğuyor, yükseliyor, cümle alemi uyandırıyor. “Yapmasana çocuğum!”

Saate bakıyorum ikide bir. Hep cinnete beş kala. Yelkovana taş asılmış. Bazen oluyor öyle.

Neyse ki baş etmeyi biliyorum. Yenilmeden, kimse anlamadan, kalp kırmadan. Bak o sonuncu önemli.
Derin bir nefes al. Bir tane daha. Bir tane daha. Hay aksi. Sevgiliye renk verdik.

Derken geçiyor. Hep geçer.
Sonrası bir hafiflik ki, görülmeye değer.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.