Pazar, Ağustos 25, 2013

Bozuk Para Biriktirdim

Ben küçükken, annem kavanozlarda bozuk para biriktirirdi. Belli bir kavanoz kalabalığına ulaştığımızda; annem, ablam ve ben halıya yayılır, teker teker sayar, üzerine miktarını yazdığımız poşetlere doldururduk paraları. Sonra da mahallenin bakkalına çakkalına bütünletmeye giderdik. Bir nevi iade-i ziyaret. Şimdilerde benim de, pek ekonomi bilinciyle olmasa da, bozuklukları doldurduğum küçük bir fanusum var. Hayat kurtarır bir çoğunluğa geldikleri söylenemez, daha ziyade cüzdanımda taşımaktan hazzetmediğim kuruşlardan ibaret. Bir gün baktım 10 lira olmuş, bakkala götürmeye karar verdim. Minicik bir poşete doldurdum. "İhtiyacım yok" dedi adam gayet cool bir tavırla. Zannedersin ki sadaka teklif ettim. O günden beri adamın hiç de farkında olmadığı bir triple geçiyorum dükkanın önünden. Şöyle de bir planım var: olayın üzerinden yeterli bir süre geçtiğinde -ki bu sürenin ne kadar olduğuna dair henüz bir fikrim yok- kuruşlardan 8 lirayı avuçlayıp gidecek ve "bir camel soft" isteyeceğim. Sonra görmeyin tezgahın üzerine yaydığım şenliği. Aslında paramı cebimde taşısam, bozukluklardan kurtulma çabam daha meşru görünebilir ama her kadın gibi benim de yanımda mutlaka bulundurmam gerektiğine inandığım bir takım ıvır zıvırım var. Çanta şart.

Cumartesi, Ağustos 24, 2013

Herkese Olur

Bazen bir sürü cümle kuruyorum ama sustuğum anlardan daha az şey ifade ediyorum. Size de oluyordur.

Yanlış Anlamışım

Saç düzleştiricim saniyeler içinde aşırı sıcaklığa erişmişti. Her şeyin ters gideceğini o an anlamam gerekirdi. Bense bunu sıradan bir "saç düzleştirici ne yaptığını bilmezliği" olarak algılamıştım.

Perşembe, Ağustos 22, 2013

Yapıştırıcı Meselesi

Sanırım ilk defa Pritt kullanıyorum. Belki ilkokulda da elime geçmiştir, en azından kokusuna aşinayım fakat o şuursuz küçük insan sürecinde kullandığım eşyaların kişisel bir tercih unsuru olduğundan bahsedemeyiz. Şu da bir gerçek ki, yapıştırıcı alırken size pek de tercih hakkı sunulmaz, tamamen satıcının inisiyatifine kalmıştır durum. Siz zaten uhu diye istersiniz, önünüze ya 404 koyar ya da UHU. Ekstra ihtimalle Peligom. Ama bir Pritt değil yani. Sonuçta yapıştırıcı dediğin akışkan, eline tişörtüne falan bulaşıp sinir eden bir maddedir. Pritt'se, bilemiyorum, gelenekçi yapımın kabul ettiği yapıştırıcı kavramına çok uzak. Misal, emin değilim ama kupa bardakla çay içmeye de aynı gelenekçi tavırla yaklaşıyor olabilirim ya da modern halı desenlerine. Halı pek iyi bir örnek olmadı.