Pazartesi, Haziran 24, 2013

Banyo Bitkisi / 11.07.2006

Merhaba.
Yine ben: Ailanthus
Hani şu hayatı boyunca kullanacağı isme bile karar verme lüksü olmayan ve bu yüzden mitolojiden kırma ismiyle müstesna şaşkın.

Banyodaydım az önce.
Aniden bir düşünce fırladı beynimden. Önce duşakabine çarptı, oradan fayanslara, çamaşır makinesine, klozete, derken aynaya ve aynadan tekrar bana. Sonra bir diğeri. Bir diğeri. Bir diğeri.. ve tüm çevremi hoplayıp zıplayan düşünceler sardı. Çılgıncaydı. Öylece kalakaldım duvara yaslanıp. Ayaklarımın dibinden otlar çıktığını farkettiğimde, şaşırmayı çoktan bırakmıştım. Üstelik yorulmuştum. Su damlası gibi süzüldüm duvardan yere. Evet beynim deşarjdaydı ve ben bir bitkiye dönüşüyordum. Gözlerimi kapattım.

Başladığı gibi kalmıyor hiç bir şey. Cazibesini yitiriyor ve doyumsuzluk bir kez daha pençesini savuruyor. Gözler yeni bir başlangıç için parladığında ise pençeler sarımsak görmüş vampire dönüşüyor. Bu döngüye adapte olamıyorum. Hani klipte kız caddenin ortasında ağır ağır şarkısını söylerken, şehir hızla akıyor ya arkasında. Ben de öyle, dakikalarca gerisinden geliyorum zamanın ve söylediklerim bozuk bir plaktan çıkan ses dalgaları halinde ulaşıyor kulak zarlarına. Bu yüzden yarım yamalak izler bırakıyorum algılarda. Tüm bu uyuşukluk kan kaybından.

Yıllar önce okuduğum tek kitabında şöyle söylüyordu Hüsnü Arkan: Bütün yanlışlarımı bağışlayabilir, kendimi aklayabilirim.

Kulağa hoş geliyor. Oysa tek gayem; ipimi çekebilmek, biliyorsunuz. Sizden farklı olarak, kurgusal varoluşum, savunulan bütün doğruların karşısında durmamı gerektiriyor. Bu yüzden içimdeki o dikkatimi dağıtan hareketli çocuğu aldırıyorum. Çığlık fetişisti doktor anestezi uygulamıyor hahah yok öyle bir şey. İçimde olsa olsa, kırmızı John Lennon gözlükleri arayan hippi bir patates vardır. Bu arada, o ekrandan hala sıkılmadınız mı?

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.